AYIN KONUĞU BETÜL DEMİR

Betül Demir & Akdeniz

Dördüncü albümü Esas Duruş’ta şarkılarına eşlik ederken, Akdeniz’in buğulu esintilerini sesinde duyduk, İber Yarımadası’nın fado’larından gelen tınıları buğulu sesine yakıştırdık Betül Demir’in. Bu sayı Akdeniz sayısı ise içinde Betül Demir de olmalı, dedik ve buyrun, sizler için güzel bir söyleşi gerçekleştirdik.

Seyahatler size şarkı yazmak için ilham veriyor mu?
Her zaman. O yüzden sık sık seyahat edip yeni yerleri keşfe çıkarım. İnsanın ruhsal olarak da kendi gerçekliğine yaklaşması için çok güzel bir araç bence seyahatler, en azından benim için öyle.

Sanatçı kişiliğinizde seyahatlerin etkisi nedir?
Düşünsenize, başka bir yere gidiyorsunuz. Hayata orada yaşayan insanların gözünden bakıyorsunuz. Onların toprağından, o kültürün içinden. Sanatçı, vizyon sahibi olmak zorundadır. Bizler vizyon sahibi olmak zorunda olan kişileriz.

İşimizin önemli parçalarından biri de iletişim. Başka bir ülkeye gittiğinizde her dilden, ırktan, kültürden insanlarla bir araya gelip o renklere bürünmek şahane duygular uyandırıyor.

Bir seyahate çıkmadan haftalar önce planlar başlıyor mu yoksa bir anda mı bir yerlere kaçıyorsunuz?
Konu bir yerlere gitmek olunca, plan ve programı çok sevmem. Yüreğim zaten ‘kalk gidelim’ demeye başlar bir anda. Bu nedenledir ki hiç bir seyahatimi de planlı yapmadım. Gitmek istediğim zaman, neredeyse üç saat öncesinden biletimi alıp sadece bir sırt çantasıyla yola çıkmışlığım çoktur.

 

Betül Demir

Betül Demir

İleride sağlam bir yelkenci olabilirim…

Yurt içinde ve yurt dışında favori destinasyonlarınız nerelerdir?
Ülkemizde Göcek, Akyaka, Kaş özellikle gitmekten hoşlandığım yerler. Yurtdışında ise Londra, Dublin, Edinburgh, Portofino ve Prag benim için vazgeçilmezdir.

Her yaz tekneyle açılıyorsunuz. Akdeniz’deki favori rotalarınız nedir?
Bodrum’dan başlayıp Gökova Otluk Koyu’na muhakkak giderim. Geçtiğimiz yıl Çanakkale ve civarındaki koyları dolaştım. Buraları da çok keyifliydi. Bir de Fethiye’yi söylemeden geçemeyeceğim. İnsanı büyüleyen güzellikte yerler.

Daha önce hiç Cruise ile seyahat ettiniz mi?
Cruise yolculukları bana çok ilgi çekici gelmiştir. Sürekli tekne ile açıldığımdan dolayı sanırım, okyanusta geçirilecek günlerin düşüncesi bile insanı cezbediyor. Cruise ile seyahat etmek fırsatım olmadı ancak şunu söylemeliyim ki cruise ile Karayipler gezisi yapılacaklar listemin başında yer alıyor.

Deniz üzerinde giderken daha çok ne tip araçları tercih edersiniz, lüks bir yat mı yelkenli mi?
Ben yelken seviyorum ve ileride sağlam bir yelkenci olabilirim.

 

Betül Demir

Betül Demir

Akdeniz ve Ege mutfağı vazgeçilmezlerimdir

Son seyahatiniz Monaco’ya oldu, nasıl geçti?
Bütün Fransız Riviera’sını gördüm. Monaco denilince aklıma Grace Kelly geliyor, ister istemez. Gidince Grace Kelly’nin ayak bastığı her yeri, evlendiği katedrali gördüm. Sonra da kentin deniz müzesini, gül bahçesini, postanesine varana kadar her yeri gezdim. En çok Saint-Paul de Vence ve Antibes’i beğendim. Sanırım Antibes’te yaşayabilirim. Aiex de şahane bir yer.

Akdeniz mutfağı ünlüdür. Sizin sevdiğiniz lezzetler var mı?
Balık ve sebzeci olduğum için Akdeniz ve Ege mutfağı vazgeçilmezlerimdir. Yurtdışında damak tadıma en çok uyanlar da İtalyan ve İspanyol mutfakları oldu.

Müze gezen bir erkek mi, iyi yüzen bir erkek mi daha çok dikkatinizi çeker?
Her ikisini de yapan bir erkek ilgimi çeker 🙂

Seyahat etmeyi çok sevdiğinizi biliyorum. Bugüne kadar kaç ülkeye gittiniz?
Uzakdoğu ve Avustralya dışında Avrupa ve Amerika’da pek çok ülkeye gittim şehir şehir dolaştım.

Bir şehri nasıl gezersiniz; arabayla mı, metroyla mı yoksa yürüyerek mi?
İnsanları tanımak ve çeşitliliği yaşamak için yürümek elbette birinci tercihim. Ancak toplu taşım araçları da kimi zaman bu çeşitliliği görmeniz için çok ideal oluyor, metro özellikle. Akşamları gezmek için genellikle arabayı tercih ediyorum.

Sizce bir şehri tanımlayan ana özellikleri nelerdir?
Her bir şehir ayrı bir macerayı içinde saklar. Siz o şehre indiğinizde daha havaalanında başlar bu macera. Gümrük polisinden bindiğin taksi şoförünün yaklaşımına kadar hepsi, gelecek günlerde nasıl bir havayı soluyacağını anlatır insana. Ve tabii ki şehir merkezi. Hele ki orada geçmiş korunmuşsa, sokakları tarih kokuyorsa…

Kısaca şehrin sokaklarında yürürken size tarih ve kültür kokan kendi gizlerini fısıldıyorsa… O zaman o şehri tanımaya ve tanımlamaya başlıyorsunuz.

Beklediğinizden daha çok sevdiğiniz ya da sıkıcı bulduğunuz şehirler oldu mu?
Moskova çok sıkıcı, Toscana ise çok şaşırtıcıydı.

Röportaj: Emre KARA