CRUISE İLE MIAMI

MIAMI

AMERİKA’NIN TATLI SU BALIĞI: MIAMI

Adını yerli dilinde “tatlı su” anlamına gelen “mayema”dan alan, İngilizceye “miami” olarak geçen büyülü tropikal şehre hoş geldiniz. Bu ay, günün her saati eğlence, deniz, parti, palmiyeler, muz ağaçları, mis gibi bir hava, parlak neonlar, kaykay ya da patenle dolaşan insanlar, minicik elbiseli bronz tenli hanımkızlar, keten pantolonlu kaslı beyefendiler, uçsuz bucaksız cıvıl cıvıl plajlar, eski model Amerikan arabalar, koşu yapan adaleli sportmenler, ışıltılı restoran ve barlar, sahillerinde güneşlenenler, güneşlenenlerle sohbet edenler, yaşlı genç herkese gülümseyenler, gülümseyenlere doğru gelen topu yakalayıp voleybol oynamaya devam eden gençler… Her yerden Latin ritmlerinin yükseldiği bu muhteşem şehirde gezeceğiz.

Miami’yi sadece yukarıda yazdığımız özellikleri ile, yani yakışıklı Don Johnson’lı Miami Vice, patenli kızlar ve gece hayatı gibi düşünüyorsanız son yıllardaki gelişimini detaylıca izlemelisiniz.

Her türden insanın yaşadığı, dolayısı ile sıcak memleketlerin en büyük derdi olan ortalamanın üstündeki suç oranlarını azaltan muhteşem bir panzehir, Miami’nin her yerine yayılmış vaziyette: Kültür ve Sanat. Bölgedeki yeni trend şu: Bir otel ya da emlak milyarderi, şehre yukarıdan bakıp “Şu mahalle iyidir” diyor ve o mahalleye iniyor. İş bittiğinde ortaya çıkan görsel zenginliğe inanamazsınız: Rengârenk binalar, sokakları da renklendiriyor, güzelleştiriyor, deneysel gastronomi cafeleri açılıyor, önceden insanların yakınından geçmeye korktuğu ücra mahalle köşeleri şenlikleniyor, insanlarla dolup taşıyor. Eski bir araba garajı konsept bir mağazaya dönüşüyor, büyük bir hangar bir anda sanat galerisine dönüştürülüyor ve meraklılar kendi koleksiyonlarını sergilemek için halka açıyor.

Başka bir bölgede olsa bu kadar gelişime güzelleşmeye karşın bir durağanlık olur, burada olmasının imkânı yok çünkü damarlarında Latin kanı dolaşan canlı, neşeli, enerjik insanlar ile sokaklar canlı, ruhlar ritmli. Miami’nin en güzel zamanları, Kasım sonu ile Mayıs sonu arası. Temmuz – Ekim ayları arasında kasırga ve yağmurlar oluyor. Aralık ayında sanatseverler için Art Basel ve Art Miami var ki kaçırılmaması gerekli.

TARİHİ

İspanyol kaşif Ponce de León, 1493’te Kristof Kolomb ile birlikte çıktığı ikinci seferde, Karayipler adasına gider ve Hispaniola adası’na (Dominik Cumhuriyeti) yerleşir. 1506 yılında Borinquen adında, yakındaki bir adayı keşfeder. Burada büyük miktarda altın bulur. 1508 yılında İspanya kralının emri üzerine, adayı kolonileştirmek için geri döner. Adanın adını Porto Riko olarak değiştirir.  İki yıl burada yöneticiliik yapar ve 2 yılın sonunda Bahamalar’dan Florida’ya doğru sefere çıkar. Amaç yeni topraklar ve hazineler bulmaktır. Bir başka amacı daha vardır: Kızılderililerden duyduğu kadarıyla, yaşlıları gençleştiren suyun aktığı bir çeşme vardır bir yerlerde. Ponce de León, Bahamalar ve Bimini de dâhil olmak üzere her yeri didik didik arar, altın ve o çeşmeyi bulmak için. Bulamaz. 1513 Mart ayının son günlerinde gemileri, St. Augustine’in yakınlarında demir atar. Florida’nın doğusudur burası. Lüks araziler ve güzel kumsallar keşfeder ve bu bölgenin ismini verme yetkisi onun olduğu için, bu bölgeye La Florida, yani “çiçeklerin yeri” adını verir.

Florida, bildiğimiz Florida olmadan on binlerce yıl önce orada yaşayan ilk insanlar Paleo-Kızılderililerdi. Kristof Kolomb ve ekibinin keşifleri başladığında ise bu bölgede Tequesta Kızılderilileri yaşamaktaydı. Hayat kolaydı, çünkü karadan ve denizden bol gıda sağlanmaktaydı. Miami de aslında adını bu bolluğu sağlayan Miami Nehri’nden almaktadır. Nehir, Tequesta dilinde “Büyük su” anlamına gelen bir isimle anılıyordu. 1500’lü yıllarda İspanyollar Florida’ya yerleşmeye başlayana kadar Tequesta halkı mutlu mesut yaşamaktaydı. Bölgeye önce İspanyollar, sonra kölelik gelince uygarlık ve kültür, seyrini değiştirmiş oldu. Miami’ye ilk yatırımlar yaklaşık 300 yıl sonra yapıldı. 1891 yılında ünlü iş kadını Julia Tuttle Güney Florida’ya taşındı ve petrol şirketi sahibi arkadaşı Henry Flagler’i Miami’de yatırım yapması için teşvik etti. Aslına bakarsanız, Miami, Amerika’da bir kadın tarafından temelleri atılmış ilk ve tek şehir.

MIAMI’NİN GÜZELLİKLERİ

 Miami, kime sorsanız ayrı bir yerini anlatacağı bir şehir. Siz neden keyif alıyorsanız şehri ona büründürebilirsiniz. Bir kere plajları ve okyanusu çok güzel. Ancak fazla açılmamanız gerek. Kıyıdan kıyıdan yüzerken de dikkat etmeniz gereken bir çok deniz canlısı var. O nedenle, bizdeki Ege Denizi, Akdeniz dururken orada denize girmek çok da cazip bir fikir gibi gelmeyebilir.

Özellikle son yıllarda gelişen sanat hareketi dolayısı ile aslında, sokaklarında turlamak daha ilginç gelebilir. Yalnız, unutulmaması gereken ufak bir detay var, Miami’de toplu taşım yok. Araç kiralamak oldukça ucuz. Alışveriş merkezlerine turlar düzenleniyor. Türkiye’de çok pahalıya satılan bir çok eşya orada çok ucuzdan satın alınabiliyor.

Miami’ye kısa süreli tatile gitmeyi planlayanların hava durumunu kontrol etmesinde fayda var. Bir haftalığına gidip, bir hafta boyunca dinmeyen yağmur ve kasırgayla karşılaşabilirsiniz. Ayrıca Miami’de sürpriz yağmurlar da oluyor. Ani şekilde bastıran yağmur 5 dakika içinde bitiveriyor.

Bu genel bilgilerden sonra detaylara girelim, Miami’ye gidenler ne yapar, nereleri dolaşırlar?

Miami Beach

Miami Sahili’ni ilk gördüğünüz anda, sonsuzluk duygusu dolar içinize. Daha sahilinden gözünüzü alamazken, sahilden içerilerdeki renkli mimari yapılar dikkatinizi çeker. Bu renkli karmaşıklık insanın içini canlandıran bir enerji verir.  Miami’nin mimari yapısı Akdeniz’inkine benzer ama onun kendi karakteristiği içinde bir anda “Nereden başlasam gezmeye?” durumuna sürüklenirsiniz. Bu stil, 50’li yılların retrosunu uzay çağıyla birleştirir. Miami Modern ya da kısa adıyla MiMo ismi verilen bu mimari tarz, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, dünyanın geri kalanını silip süpüren modernist mimaride farklı bir bitki örtüsü olarak kalmış gibidir. Miami Sahili, Atlantik Okyanusu ile Biscane Körfezi arasında yer alan bir sayfiye yeri gibidir. Gündüz ayrı, gece ayrı keyifli olan sahilde alışveriş imkânları, kültürel etkinlikler de bulunuyor.

South Beach

Daha çok genç kesimin tercih ettiği bu plaj, Miami Beach’e komşu. Hani filmlerde elinde içeceği ile dolaşan genç kızlar ve erkekler görürüz ya işte o filmlerdeki ünlü sahil burası. Kum plajı dillere destan. Miami sahillerinde güneşlenirken gökyüzünden geçen helikopterlere göz atmakta fayda var, çünkü bu helikopterler okyanus üzerinde dolaşırken açıklarda köpekbalığı olup olmadığını kontrol ediyor ve bazı duyurular da bu helikopterler aracılığı ile yapılıyor. Bunun yanı sıra, burada herkes herkesle sohbet halinde olduğu için tanımadığınız bir insan yanınıza yaklaşıp konuşmaya çalışırsa, fazla tedirgin olmanıza gerek yok. Kendi güvenlik önlemlerinize / hislerinize göre konuşmak ya da konuşmamak size kalıyor.

Ocean Drive

Miami’nin ana caddesi bu yol. Genellikle bu yolu kesen sokakların sonları plajlara açılıyor. Bildiğiniz bir sayfiye yerinin en işlek caddesi gibi düşünebilirsiniz. Lüksün ve renkli eğlence hayatının 7-24 yaşandığı bir caddeden söz ediyoruz. 1915 yılında açılan cadde, art deco mimarisi yapıları ile göze ve keyfe kesinlikle hitap ediyor.

Everglades Ulusal Parkı

Doğa meraklısı iseniz bu park sizin için biçilmiş kaftan. Nesli tükenmek üzere olan çeşitli hayvanları görebilirsiniz. “Alligator” yani Amerikan timsahları ya günün çok erken saatlerinde ya da akşamüzeri saat 5 sularında görünüyorlar. Park içinde gezinti halindeyken yanınızda bulundurmanız gereken en önemli şey, içecek su. Çünkü hava her daim sıcak Miami’de.

Little Havana

Little Havana, Küba’yı hissedebileceğiniz bir yer. Bundan bir süre öncesine kadar turistlerin hayâllerini suya düşüren bir bölge halindeydi. Ancak şimdi kültür, sanat dolu bir yer haline geldi. Little Havana, Latin mutfağı, Latin eğlencesi, Latin hayatı ile dolup taşan mekânları ile ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri. Aldığımız duyumlara göre, bir “Chinatown” oluşumu da başlamış Miami’de.

Art Deco District

1920 yıllarından başlayarak günümüze kadar gelişen mimariyi görmek için gidilmesi gereken bir bölge. Ocean Drive’dan Miami Beach tarafına giderken rahatlıkla görebileceğiniz bu bölge, Miami Beach Architectural District veya Old Miami Beach Historic District olarak da adlandırılıyor. Bölgede, 1000’e yakın tarihi yapı bulunuyor. Miami Downtown’daki yükselen binalara inat bu bölge kendi güzelliğini koruyor ve ziyaretçilere muhteşem fotoğraflar çekme fırsatı yaratıyor. Gerçi İstanbul’un tarihi mekânlarını gezmiş tozmuş bizler için bu bölgedeki yapılar çok tarihi gelmemekle beraber, görsel şöleni için bile gezilebilir.

Miami Deniz Akvaryumu

Karayipler destinasyonunda, görmeyeceğiniz kadar çok deniz altı canlısı çeşidi göreceğinizden emin olabilirsiniz. Eğer buna Miami’den başlamak isterseniz, Seaquarium’u ziyaret edin. Yunuslar, foklar, balinalar, köpekbalıkları ve çeşit çeşit deniz hayvanını barındıran akvaryum aynı zamanda timsah ve diğer sürüngenler ile tropik kuşları görmek için de güzel. Ancak memnuniyet derecesi kişiden kişiye değişebiliyor.

Fairchild Tropik Bahçeleri

Amerika’nın en büyük botanik bahçesine hoşgeldiniz. Dünyanın her yerinden gelen botanik bitkilerini, çeşitli hayvanları görebileceğiniz bu muhteşem parkta çikolata festivalleri, sinema gösterimleri, bitkilerle ilgili eğitim veriliyor ve ayrıca çocuklar için bilimsel etkinlikler de düzenleniyor. Bahçe içinde tam anlamıyla dolaşmak için bir tramvay turuna katılmanızı öneririz.

Downtown

Gökdelenlerle dolu bir bölge. Brickel Road, Biscane Bulvarı ve Fragler Road gibi hareketli caddeleri ile bir iş merkezi, Performing Arts, American Airlines Arena, Bayfront Park anfitiyatrosu gibi önemli kültür ve sanat yapıları ile bir kültür merkezi. Baywalk Path’te yürüyerek Freedom Tower’a ulaşabilir, NBA maçlarının görsel ziyafetlerine evsahipliği yapan American Airlines Arena ve PAMM müzesine gidebilirsiniz. PAMM, Perez Sanat Müzesi. Üç katlı 18 bin 500 metrekarelik bu muhteşem bina, Miami’nin kültürel değişimini gösteren yapılardan biri.